Evdeki Yeni Düzen Ali’ye Uymazsa

 

“Bunun içinde ne var?”.. “Peki bunun kapağı niye böyle?”.. “Benim koltuklarımı neden götürüyor bu adamlar?” .. “Bu benim koltuğum, sen kalk ordan!”

Geçen hafta ısmarladığımız yeni salon, yemek takımı vs sonunda gelince (tabi şöyle dolu dolu bir 8 haftayı aldı gelmesi) benim sevinçten ağzım kulaklarıma varmışken, Ali’nin “bir değişik” olması ilginç bir konu oldu evimizde. “Çocuk bu yahu, niye etkilensin eve yeni gelen koltuktan? Alt tarafı üstüne oturup aynı TV programlarını izleyecek.” Hııı, tabiii, aynen öyledir, sen öyle san Şapşirik 🙂

Çocukların aidiyet ve sadakat duyguları bir evde bir de okulda belli olurmuş. Siz istediğiniz kadar onların en havalı anti-alerjik minik halıyla odayı “konseptleyin”, tavana falanca markadan şıkırıklı kelebek motifli lambayı asın, çocuklar yine artık yüzbininci kere üstünde tepinmekten hoşlandıkları ağzı burnu bir tarafa gitmiş püsürük halı parçası için kanlı gözyaşları dökerler; babalar da“Allah Allah..” ile başlayan cümleler ile alın kırışıklıklarına bir yenisini eklerler. Ve tabi onca zahmetle okula alıştırdığınız çocuğunuzun biricik öğretmeni doğum iznine ayrılmak için o haftayı seçerse, Ali gibi sizin de kuzucuğunuz “Niye herkes beni bırakıp gidiyor, eşyalarım bile?” der..

“Hayat, yavrum, acımasız, bir gün fırtına bir gün gökkuşağı çıkar..” gibisinden cümleler ile açıklama yapmayı düşünüyorsanız, bir deneyin, tutarsa bana da yöntemi öğretin lütfen!

Her konuda olduğu gibi planlı olmanızı öneririm: malum bisiklet vakasından sonra, pek bir güzel öğrendik ki, her şey mümkünse bir gece önceden kurulacak, kaldırılacak ve yerleştirilecek. Peki, sizce eskiciler veya yardım vakıfları akşam çalışır mı? 🙂 Çalışmaz.. Planlı olmak işe yaramadı yani. “Ama az önce planlı olun” demedim mi? Dedim elbette; zihnen planlı olun. Strese, tersliklere, yanlışlıklara karşı.. Önümüzdeki seçenekler şöyleydi:

1-    Geceden gidecek eşyaları garaja tıkmak, Ali’nin salonu sabah bomboş görmesine razı olma

2-    Ali’nın okulda olduğu bir güne denk getirmek, şipşak herşeyi ucu ucuna bitirmek

3-    Doğal olmak..

Doğal olduk biz de, o tam olarak ne demekse tabi.. Ali çok da şok olmasın diye önceden söyledik ama ne gününü ne de saatini ayarladık; zaten burada çoğu zaman hizmet verenelere teslimsiniz. Yardım vakfından adamların eskileri alıp gitmesi ile yeni mobilyaların gelmesi peşi sıra olurken evde müzik bir yandan çalıyor, Ali dalgıç kıyafetiyle yerde sürünüyor, bir tek havlayan bir köpeğimiz eksik!

Oldu da bitti Maşallah, nazar da değmez İnşallah!!

“Gel geeelll, koltuklara paletlerinle geellll! Az önce yediğin fındık fıstıktan arta kalan yağlı ellerinle yeni kahve masasının üstüne geeeelll! Ne olursan ol geeeelll, yalnızca geellll.”

Efendim yeni eşyanız geldiyse, bırakın çocuğunuz bir ellesin, dokunsun, hevesini alsın, kurcalasın, kızsın, terslesin, sevinsin, dengesini kaybetsin; nasıl olsa bir 7 yıl sonra daha yenisinine ihtiyaç duyacaksınız.

“Dur, oturma, yapma, elleme, buraya gel, o yeni çocuğum, hmmmmmm kızarım bak!” Böyle derseniz, çocuğunuzun o eşyayı tekrar ısrarla ellemek isteyeceğinden %500 emin olun. Ama daha o atılmadan, siz teşvik eder veya yaptığında, sınırlar içerisinde, onaylarsanız hevesini alıp vazgeçecektir. Çok da bir önemi kalmayacak, ertesi gün bıkacak zaten..

Ama bazı şeyler ne kadar özenseniz, doğal olsanız veya eğitilir deseniz de değişmeyecek. Mesela benim her gün, özenle bir antika kitabımı ceviz sehpahama itinayla yerleştirmem ve Ali’nin yine aynı kararlılıkla oradan alıp o kitabın kendisine ait olduğunu söylemesi.. En azından, okur yazar olacak bu çocuk diyorum  🙂

 

 

 

Bu yazı Değişim kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum icin asagidaki soruyu cevaplayin * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.