“Ali nasıl bir gün anneye vurdu, hatırladın mı?”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçen Cumartesi yaklaşık 3 saat süren bir bisiklet kurma operasyonu sonunda:

– Allah aşkına geri götürelim Murat.. Baksana perişan olduk çoluk çocuk hepimiz.

– Götürelim evet.. Yok götürmeyelim.. Az kaldı Eda, bitiriyorum. Selesiyle tekerlekleri taktıktan sonra, frenleri bağlayacağım ve vidaları sıkıştırıp ve ve…

BÖÖÖÖÖEEEEĞĞĞĞ BİSİKLETİME BİNMEK İSTİYORUUMMM BÖÖÖÖÖEEEĞĞĞĞ

– Dur Alicim, şimdi bitti Alicim, ay delireceğim Murat! Ne olur biraz daha dayan Ali! Trallala laaa laaa Wheels on the bus go round and round..

BÖÖÖEEEĞĞĞĞĞĞ MY WHEELS (Tekerleklerim).. I WANT MY WHEELS BÖÖEEĞĞĞĞĞĞ (Tekerleklerimi istiyorum)

KURAL 1: “Eveet haydi bakalım şimdi bisikletini kuruyoruz, Ta Taaaa” deyip beraber onu kurmayın!!

KURAL 2: “Şimdi Baba/Anne kurusn biz izleyelim, bak sen şurda güzelce otur.” demeyin, gözünün önünde kurmayın!!

KURAL 3: “Aaaa biz en iyisi içeri gidip oyun oynayalım, Baba/Anne içerde kursun” demeyin, yani çocuğunuzun ev hudutları içindeyse kurmayın!!

ÖZET: Siz siz olun 3 yaşına yaklaşmakta olan çocuğunuzla, onun için alınan bir oyuncağı/eşyayı beraber kurmayın! Kurulmuş hazır olarak önüne getirin.

Yoksa bizim Cumartesi günü yaşadığımız ve bütün bir güzel günün izlerini silen, Ali’nin hiç gerek yokken sinir harbi geçirip nerdeyse kurdeşen dökmesine sebep olacak krizleri yaşarsınız. Neden hazır bisiklet almadık? Efendim uzun uzadıya yazmaya gerek yok, bu alıştırma bisikletiymiş, zaten bir süre sonra süresi dolacakmış, o dakikada beğendik aldık. Asıl mevzuu, 3 saat süren bisiklet inşasından sonra kızarık gözlerle ama mutluluktan ne dediğini bilemeyerek evin içinde binilen bisikletin akıbeti ertesi gün çıktı. Ali’nin sabah beni görür görmez ilk cümlesi şu oldu:

“Anne, hani nasıl bir gün Ali anneye vurdu ve sonra annesi Ali’ye kızdı ve bütün oyuncaklarını kaldırdı? Hatırladın mı?” (Tek seferde oyuncak kaldırma yöntemi değil tabi ki, adını benim koyduğum Son Seçenek Yöntemi) Cevap vermeden 5-7 saniye kadar bekledim, beklerim hep.. Sonra Ali tekrar konuştu: “Hatırladın mı anne? Hatırladın mı? Beni duyuyor musun?”

“Evet Ali’cim seni duyuyorum ve evet hatırladım.” Ben bunu söylerken ve kahvaltı tabağını almak için dolabı açarken meğerse Ali o sırada eline bir oyuncak almış ve baktım ki üst üste bacağıma, her seferinde daha da hızlandırarak vuruyor. Yine bekledim, bekledim ve hiç tepki vermeden bekledim. Arkamı bile dönmedim, dönseydim de göz teması kurmazdım. Ali bir süre sonra durdu; yine yapsaydı o zaman arkamı dönecek ve uyaracaktım. Şimdi burada hemen araya bir açıklama yazıyorum: bazen beklemek, gelebilecek davranışa izin vermek asıl problemin ne olduğunu anlamanıza yardımcı olur. Özel durumlarda tepki vermeden çocuğumuzu izleyerek onu gerçekten anlarız. Bütün gün Ali’nin kızgınlığını vurarak, en ufak bir kelimeye karşı negatif yaklaşarak, en sevdiği arkadaşını iterek, kafasına bahçedeki minik süpürgeyi indirme eylemleri yaparak ve herşeye inat ederek tepki vermesi ile neye uğradığımızı şaşırdık. Beni yanlış anlamayın, Ali hiç kızgınlık ve tepki göstermemiş bir çocuk değil ama onu bu kadar kızgın, daha doğrusu kırgın görmemiştik. Ekim Ayı’nda ilk kez bir Montessori Anaokulu’na başladığında bu kadar üzülmüştü, onun dışında 2 yaşından itibaren kararında ve doğal tepkileri oldu diyebilirim.

“Bugün iyi ki bitti Murat; yoksa daha nasıl Ali’yi sakinleştirirdik bilemiyorum.”

Gestalt Terapi Eğitimi sırasında öğrendiğim ve daha sonra tüm alanlarda kullandığım bir kavram var: kişi karşısındakine birşey yapıyor, söylüyor veya ima ediyor ki, karşı taraf bir tepki veriyor. Yani önce sen bir durum yaratıyorsun, herşey önce sende başlıyor. Çok basit, hepimizin bildiği bir cümle değil mi? Kimi zaman kabul etmesi çok zor birşey, ama karşı tarafı suçlamadan önce gerçekten ve gerçekten bir kendimizi sorgulayalım. Ebeveyn-çocuk ilişkisine yansıtırsak bunu herşey çok daha basit ve sade, çünkü Toddlers yaşında çocuk zihni, muhakeme becerisi ve strateji yaratma yeteneği yetişkin gibi gelişmiş değil. İlkel, tek yönlü, bir boyutlu.. Action-reaction / Etki-tepki.. Karnım acıkır, yer doyarım; çişim/kakam gelir ya yaparım ya da birazcık tutarım, korkarım anneme sarılırım, babam kızar üzülürüm, canımı yakarsan ben de sana vururum vs vs..’Şöyle yapsam, böyle desem bu olur’ gibilerinden olasılıklar üretmek yoktur, düzdür her davranış, hesaplanmamıştır. Ama mevcut olayın üzerinden biraz zaman geçince veya Ali örneğindeki gibi ertesi gün yaşanan deneyim ve ona bağlı olan duygu unutulmayabilir.

Biz ebeveyn olarak önce kendimizdeki yanlış davranışları görelim ve düzeltmek için çaba gösterelim. Hata yapalım ve yapmaktan korkmayalım. Ben çok eminim ve sizin de içgüdüsel olarak hissetiğinizi biliyorum ki, birşeyler yolunda gitmediğinde aynayı bir kerecik olsa da kendimize çeviririz. İşte o anı yakalarsanız ya da biri size yakalatırsa bunu değişim yapmak için bir şans olarak kabul edin. Kendinizden özür dileyin, bir söz verin ve yola devam edin. Ebeveynlik yolculuğu uzun soluklu, ama her zaman yeniden başlama şansımız var. Sevgiyle kalın..

 

Bu yazı Öfke/Kızgınık kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

“Ali nasıl bir gün anneye vurdu, hatırladın mı?” için 1 cevap

  1. Ferda cobanoglu der ki:

    Eda, Öncelikle bu kadar içtenlikle oğlunla ilgili konuları paylaştığın için “Harikasın”…
    “Denedik ve gördük “, ” Etkiye, tepki” durumları aynen senin yukarda belirttiğin gibi oluşur. Hatta böyle bir günde tüm ailenin iç sesi kızgınlık ve pişmanlık söylemleri ile dolu olur. ” Ne lüzumsuz bir iş oldu!” – ” Haftasonu burnumuzdan geldi!”gibi.. Ancak çocukta büyükler gibi benzer hayalkırıklıkları ile tanışacak. Sizin ailecek yaşadığınız tecrübede ödül veya bisiklet sevinci ertelenmiş,onun yerine hayalkırıklığı işin içine girmiş, ama üzülme herkes bundan pek çok şey öğrenmiş.
    Yola devam. Az zararlı , bol deneyim günlerinize:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum icin asagidaki soruyu cevaplayin * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.