Aldım Verdim Ben Seni Yendim


 

 

 

 

 

“Ece!… Eecee!.. Eeeeeecccccceeeeeee! Çocuğum baksana yüzüme! Saçma sapan değil, doğru düzgün oynasa arkadaşınla.” … “Oynuyorum Annecim ama İpek paylaşmıyor hiç.” … ” Ne biçim çocuksun sen ya? Sen paylaş o zaman, öğrensin azıcık o da; cici çocuk hem.” … “Aay aayy dur Ece! Napıyorsun evladım yavrum çocuğum? Sıkma İpek’in çenesini! Yürü gidiyoruz o zaman.”

Bu hikayedeki 5 doğruyu lütfen bulunuz. 5 çok mu? 3 olsun o zaman.. O da mı çok? Hiç mi yok? Var canım.. Annenin Ece’ye “Sen paylaş kızım, cici çocuk o” demesi tabii ki de.. Hatalı cümleler peki, onlar neler o zaman?

1- Annenin Ece’ye her seferinde artan bir tonda uzaktan bağırarak direktif vermesi. Uzaktan kumanda yöntemiyle birşeyleri yaptırabileceğini düşünmesi.

2- Seçtiği olumsuz hitap kelimeleri ile nasıl iletişim kuracağına örnek olması: “Saçma sapan.. Ne biçim çocuksun sen?”

3- Oyunun sonunda Ece’ye nasıl doğru davranmasını göstermek yerine, hem suçlu hem güçlü misali kolundan tutarak götürmesi. Bunu Ece’ye bir ceza olarak uyguladığını düşünse de, olaydan uzaklaşarak aslında kaçmayı ve doğrusunu öğrenmemeyi göstermiş oluyor.

Çocukların sosyal gelişimleri, diğer bütün alanlar kadar önemli, hatta şahsen daha da kritik. Birey olarak kendisini var etmesinden, toplu halde uyuma kadar birçok alanda sosyal gelişim aileler tarafından yemek, uyku ve özbakım becerileri kadar ciddiye alınmalı. Paylaşım, hoşgörü, eşitlik, uyum, iletişim ve ifade biçimleri, problemlerle başa çıkabilme ve daha birçok konubaşlığını içeren sosyal gelişim alanlarının en temel adımları anne-babanın aile içinde bebeklikten itibaren çocuklarına ve eş olarak birbirlerine nasıl davrandıklarından biçimleniyor.

“Bu benim! Hayır benim!” … “Ben daha güçlüyüm!” … “Ver şunu, ver dedim!”… Buna benzer birçok sözlü ve sözsüz diyolog oyun esnasında ortaya çıkar. Her çocuk önce kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini düşünür. Bu yüzden kendi odaklı, yani Ben Merkezci’dir. 1 yaşını doldurmuş bir çocuğun içtenlikle paylaşmasını beklemek yerine, ona kendi oyunlarımız içinde sözel yönergelerle önce biz bir adım atmalıyız. Ama ders verir şekilde konuşmalar yerine daha ılımlı ve uzlaşmacı bir dil izlemek hem yetişkinin sükunetini sağlamasını hem de çocuğun kolay ve anlaşılabilir yönergeler duymasını sağlar.

2 yaşına yaklaşırken paylaşmak, sıra vermek ve sakin oyun oynamak kavramlarında biraz daha kurallı davranabiliriz. Yine anne-babanın vereceği ortak karar ile, çocuğun sosyal bir ortamda kendisinden beklenen “uygun” davranışı göstermemesi halinde, önceden belirlenen “Doğruyu Gösterme” uygulaması yapılabilir. “Ceza vermek, disipline etmek, yola sokmak” kelimelerini şahsen ben pek kullanmayı sevmiyorum ancak ailenin yaklaşımı bu şekilde ise, dediğim gibi, ortak bir kural tespit edilmelidir. “Doğruyu Gösterme” yönteminde, kazanılmasını istediğiniz davranışı mutlaka mutlaka çocuğunuzun yanına giderek ve ona bizzat göstererek öğretmelisiniz. Fiziksel sürtüşmenin arttığı bir oyun ortamında çocuğunuz fiziksel olan taraf ise, “Hayır, bu yanlış” demek yerine, “Biz bu şekilde oynamıyoruz.” cümlesi hem uyarı içerir hem de çocuğunuzu rencide etmez. Hangi davranışı ne kadar tolere edeceğimiz kişisel bir tercih olmakla birlikte karşı tarafın anne-babasını da düşünmeliyiz.

“Biz konuşarak birşeyleri anlatıyoruz kızımıza. Ceza vermek taraftarı değiliz.” Elbette anlatacağız ve göstereceğiz önce, ama davranışın tekrar etmesi halinde ufak bir “Time Out” vererek hem ortamı hem de çocuğumuzu sakinleştireceğiz. Yani, ” Biz bu şekilde oynamıyoruz.” cümlesinden sonra, eğer fiziksel tepki devam ediyorsa şu söylenebilir: “Biz bu şekilde oynamıyoruz demiştim ama görüyorum ki sen yine bu şekilde oynamaya devam ediyorsun. O zaman biraz yan tarafta oturup bekleyeceksin ve daha sakin olunca yine oyuna katılacaksın.” Ve çocuğumuzu oyun çemberinin hemen yanına, ya kendi başına ama yanında durarak ya da direnç gösterebileceğini düşünüyorsak kollarımızın arasında/kucağımızda tutarak beraber hiç konuşmadan 2-3 dakika kadar bekletiyoruz. Süre bitiminde “Evet şimdi oyuna geri dönebilirsin ve güzelce oynayacağını biliyorum.” denilip hemen oyuna girdiğinin birkaç dakikasında onu cesaretlendirici ve motive edici ödül cümleleri veriyoruz.

Gün sonunda çocuğumuzun herhangi bir sosyal ortamdan ayrılırken sakin, huzurlu ve güvenli bir şekilde ayrılmasını istiyorsak bize düşen görev sakin ve olumlu olmamızdan geçer. Peki ya karşı taraftaki ebeveynin tutumu? Ona karşı ne yapmalıyız? Tehlike gelebileceğini gördüğümüz noktalarda çocuğumuzun yakınında bulunabilir, yeri geldiğinide onu ortamdan uzaklaştırabiliriz. En ağır durumlarda ise, saygı çerçevesinde karşı tarafı bilinçlendirmekten çekinmeyin.

 

Bu yazı İletişim, Sosyal Gelişim kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Aldım Verdim Ben Seni Yendim için 4 cevap

  1. Nüket Güney der ki:

    Eda’cım

    Bu yazın diğerleri gibi çok etkileyici ve yardımcı olmuş bizler için
    Tavsiyelerinin devamı dileği ile

  2. Turkan der ki:

    Bizde sorun paylaşmak değil birbirini şikayetti bizde her seferinde ,şikayet yok ,şikayet etmek güzel bir şey değil lütfen beraber anlaşın ve sorunu çözün dedik , ve inanıyorum bu tavır çok işe yaradı şikayet bitti kavga gürültü bitti paylaşımlar başladı,bir birlerine sıra verme,ortak oyun kurmalar başladı.
    Sevgiler

  3. Eda Güney der ki:

    Sevgili Türkan,
    Sakin ve olumlu yaklaşımın ne kadar etkili olabileceğini bize göstermiş oldun. Sonrasında da sürtüşmenin yerini, beraber oynama ve sıra verme almış, tebrikler! Paylaşımın için çok teşekkürler, sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum icin asagidaki soruyu cevaplayin * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.